İçeriğe geç
N A V O H I

Al

Kırmızılar — al gelinin rengidir; kayınvalidenin verdiği, yüzü örten, ilk bebeği saran örtü.

11 parça

Bu koleksiyon hakkında

Al parlak kırmızıdır ve sözlükteki bütün renkler içinde en çok iş yükleneni odur. Gelinin kelağayısıdır — kayınvalidenin verdiği örtü — ve o gün yüzü örten de odur.

Orada da bitmez. Aynı kırmızı ilk bebeği sarar, doğumdan sonraki kırk gün boyunca bele bağlanır. Tek kumaş, üç an, bu sırayla: evlilik, çocuk, toparlanma. Azerbaycan evinde kırmızı bir örtü nadiren yalnızca bir nesneydi.

Kırmızı aynı zamanda şifa renklerindendir; mavinin ve soğan kabuğu altınlarının yanında durur. Genç bir kadının üstünde alvan okunur — canlı, diri — ki gelenek ondan bunu bekler; solgun kahveler ve loş tonlar hayatın daha ilerisi için saklıdır.

Nasıl yapıldı

Kelağayı dört aşamada yapılır ve sıra hiç değişmez: ipek dokunur, kalıplar oyulur, desen basılır, en sonunda kumaş boyanır. Boyama, geri kalan her şeyin hesap verdiği aşamadır. Yapıldığı atölyenin kendi adı vardır — küpxana — boyayan kişinin de: boyaqçı, geleneğin bütün sürecin etrafında döndüğünü kabul ettiği kişi.

Kalıplar sert ağaçtan oyulur, armut ya da ceviz; Basqal’da hâlâ üç yüz yıldan eski kalıplarla baskı yapan haneler var. Kalıp sıcak balmumuna batırılıp ipeğe bastırılır; balmumunun oturduğu her yere boya giremez. Sonra kumaş tekneye girer, balmumu kaynatılarak çıkarılır ve desen ikinci bir renk istiyorsa bütün dizi baştan işler. Usta baştan sona kaynar boya ve ağır kalıplarla uğraşır; zanaatın her zaman ince iş değil de bedensel iş diye anlatılmasının sebebi bu.

Boyaya yalnızca bitki, ağaç kabuğu ve çiçek girer. Altın tonlar, soğan kabuğu kadar sıradan bir şeyden gelir. Her adım elde yapıldığı için iki şal hiçbir zaman tam olarak aynı olmaz — gelenek bunu kusur değil, sürecin doğası sayar.

Deseni okumak

Süsleme, kumaşın üstüne rastgele konmuş bir bezeme değildir. Her motif bilgi taşır ve zanaatın literatürü bütün bu düzeni, işaretlerini okuyabilen için bir hayat kitabı diye adlandırır. Bordür ile merkez ayrı kalıplar alır: kenarda nar çiçeği, hilal, asma ve güneş; alanda küçük çiçekler, sikkeler, ayva çiçeği, ceylan gözü, kedi pençesi ve yaprak. Bitki motifleri gül, nergis, karanfil, gelincik, zambak ve süsene kadar uzanır; hepsi düz ve kırık çizgilerin, zikzakların, baklavaların ve yıldızların karşısına yerleştirilir.

Renk de aynı biçimde okunur. Mavi, kırmızı ve oxra altını şifa renkleridir; nazarı çevirdiklerine inanılır. Ne örtüleceğini yaş ve konum belirler: yaşlı kadına koyu, sakin tonlar ve seyrek desen; genç kadına canlı renk — ki gelenek gereği cenazede bile siyah kelağayı örtmez. Yedi renkli iş — tek kumaşta kırmızı, mavi, sarı, yeşil, beyaz, pembe ve koyu kahve — zanaatın tavanı sayılır.

Onunla yaşamak

Doğal ipek soğuk su ve nazik bir el ister; ya da ne olduğu söylenmiş bir kuru temizlemeci. Uzun süre doğrudan güneşte bırakmayın, tek bir kat izine sertçe bastırmak yerine gevşek katlayarak ya da rulo yaparak saklayın. Bitkisel boyalı ipek, sentetik boyalı kumaşın olduğu anlamda renk vermez değildir; bu, toprağın verdiği renk için ödenen bedeldir — iyi davranılırsa solmaz, oturur.

Geleneksel başörtüsü bir buçuk metre karedir. Bunlar bilerek daha küçük — başa, omza ya da çantaya 90 × 90, bileğe ya da boyna 40 × 40 — desen de gerçekten taşıyacağınız ölçüde okunacak biçimde çizilmiş.