

Azerbaycan
Merhaba, ben Narmin
Hasanova
Ben dördüncü kuşak bir kelaghayi zanaatkârıyım. Bu teknik UNESCO mirası, ve o benim mirasım. İpek benim için bir tercih değil — bu geleneğin tanıdığı tek malzeme.
Şeki’den dördüncü kuşak bir kelaghayi zanaatçârı olan Narmin Hasanova, Azerbaycan’ın UNESCO tarafından tanınan ipek boyama geleneğinin son ustalarından biridir.
İnsanlar buraya gelip tekniği açıklamamı ister. Galibi, parafini, boya banyosunu gösteririm. Kalıbı bastırışımı izlerler. Derler ki: hepsi bu mu? Hepsi bu değil. Otuz yıl bu. Babam ilk galibini yedi yaşında bastı. Onun babası ilk galibini yedi yaşında bastı. Ben kendiminkini yedi yaşında bastım. Kızım kendiminkini geçen yıl bastı. Şimdi dokuz yaşında — geç başladı, onun için endişelendik. Açıklayamadığım şey, temas anında olan şeydir — kalıptan ipeğe. Bastırmadan önce bir saniye vardır ki, kolunun ağırlığından ve kumaşın esnemesinden, izin doğru çıkıp çıkmayacağını bilirsin. Bunu bir videodan öğrenemezsin. Bir kitaptan öğrenemezsin. Onu on bin yanlış izden öğrenirsin, ve sonra bir sabah uyanırsın ve bilirsin. Bana desenlerini gönderen sanatçılar — kendi geleneklerinde gerçek bir şey görmüşler. Bunu çizgilerde görüyorum. Benim işim o gerçeği kaybetmeden ipeğe taşımak. Beş yüz yıllık kelaghayi bize bunu yapmayı öğretti.
— Narmin Hasanova, Şeki, Azerbaijan
Motif
Buta — ebedi alev
Şeki, Azerbaycan · kelaghayi · 500 yıl
Bir iş birliği nasıl yürüyor
Buradaki her sanatçı bir desen çizdi ve Şeki’de bir usta onu kumaşa çevirdi. Bunlar iki ayrı beceri ve hiçbiri ötekinin yerine geçmiyor: çizim parçanın ne söyleyeceğini belirliyor, kalıp oyma ve boyama ise ipeğin bunu söyleyip söyleyemeyeceğini.
Sanatçılardan Azeri bezemesini taklit etmeleri istenmedi. Kendilerininki istendi — Japonya’dan shibori, Nijerya’dan adire, Rajasthan’ın kalıp baskı dağarcığı, bir Kırgız shyrdak’ının yün figürleri — ve sonra o çizimin armut ağacına oyulmaya ve sıcak balmumunun altında durmaya dayanması gerekti. Geri gelen şey ne sanatçının geleneği ne de Şeki’ninki. İkisinin arasındaki tartışma.
İmza
Her sanatçı sayfası bir imza taşıyor ve her parça, bir ev üslubuyla değil, onu çizen kişinin adıyla yayımlanıyor. Bu bilinçli. Kelağayı gelenek gereği isimsiz bir iş — Basqal’daki kalıplar onları oyan herkesin adından uzun yaşadı — ve kumaşa bir adı geri koymak, Navohi’nin geleneğin yapmadığı tek şey.
Bazı sanatçıların burada tam bir koleksiyonu var. Bazılarının hiç yapılmamış tek bir konsept parçası. İkisi de sayfada, çünkü neyin önerildiğinin kaydı, neyin var olduğunun kaydının parçası.
Deseni okumak
Süsleme, kumaşın üstüne rastgele konmuş bir bezeme değildir. Her motif bilgi taşır ve zanaatın literatürü bütün bu düzeni, işaretlerini okuyabilen için bir hayat kitabı diye adlandırır. Bordür ile merkez ayrı kalıplar alır: kenarda nar çiçeği, hilal, asma ve güneş; alanda küçük çiçekler, sikkeler, ayva çiçeği, ceylan gözü, kedi pençesi ve yaprak. Bitki motifleri gül, nergis, karanfil, gelincik, zambak ve süsene kadar uzanır; hepsi düz ve kırık çizgilerin, zikzakların, baklavaların ve yıldızların karşısına yerleştirilir.
Renk de aynı biçimde okunur. Mavi, kırmızı ve oxra altını şifa renkleridir; nazarı çevirdiklerine inanılır. Ne örtüleceğini yaş ve konum belirler: yaşlı kadına koyu, sakin tonlar ve seyrek desen; genç kadına canlı renk — ki gelenek gereği cenazede bile siyah kelağayı örtmez. Yedi renkli iş — tek kumaşta kırmızı, mavi, sarı, yeşil, beyaz, pembe ve koyu kahve — zanaatın tavanı sayılır.




