

Kazakistan
Merhaba, ben Aizat
Bekova
Pratiğim Kazak keçesinin şırdak geleneğine — bozkırın geometrik diline — dayanıyor. İpek, o desenlere farklı bir özgürlük veriyor.
Almatı merkezli Aizat Bekova, Kazak bozkırının göçebe geleneklerini çağdaş minimalist bir duyarlılıkla birleştiren desenler yaratıyor.
Bozkırda her şeyde desen okumayı öğrenirsin. Otların rüzgârdan önce eğilişi. Daire çizen bir şahinin geometrisi. Atalarım bu okumayı keçeye kodladı — dağları, nehirleri, gökyüzünü hiç doğrudan tasvir etmeden anlatan iç içe geçmiş şekiller. Altı ayımı şırdak geometrisini ahşap bir kalıptan basılabilecek düz bir imgeye çevirmekle geçirdim. Beklediğimden zordu. Keçe desenleri üç boyutludur — dikilirler, basılmazlar. İğnenin mantığı, galibin mantığından farklıdır. Sonunda tersten çalışarak başardım. Anneannemin şırdakının — annemin düğünü için yaptığının — fotoğraflarını çekip yalnızca renk alanlarının kenarlarını çizdim. Ahşaba düzleştirilmiş o kenarlar, benim kalıbım oldu. Narmin o kalıbı nar boyasıyla Şeki ipeğine bastığında, bozkır, hiçbir Kazak göçebesinin gittiğinden daha uzağa, evinden ayrılmış olacak. Sanırım anneannem bunu komik bulurdu. Ben gerekli buluyorum.
— Aizat Bekova, Almaty, Kazakhstan
Motif
Şırdak — Kazak bozkır geometrisi
Kazakistan · keçe halı · göçebe geleneği
Bir iş birliği nasıl yürüyor
Buradaki her sanatçı bir desen çizdi ve Şeki’de bir usta onu kumaşa çevirdi. Bunlar iki ayrı beceri ve hiçbiri ötekinin yerine geçmiyor: çizim parçanın ne söyleyeceğini belirliyor, kalıp oyma ve boyama ise ipeğin bunu söyleyip söyleyemeyeceğini.
Sanatçılardan Azeri bezemesini taklit etmeleri istenmedi. Kendilerininki istendi — Japonya’dan shibori, Nijerya’dan adire, Rajasthan’ın kalıp baskı dağarcığı, bir Kırgız shyrdak’ının yün figürleri — ve sonra o çizimin armut ağacına oyulmaya ve sıcak balmumunun altında durmaya dayanması gerekti. Geri gelen şey ne sanatçının geleneği ne de Şeki’ninki. İkisinin arasındaki tartışma.
İmza
Her sanatçı sayfası bir imza taşıyor ve her parça, bir ev üslubuyla değil, onu çizen kişinin adıyla yayımlanıyor. Bu bilinçli. Kelağayı gelenek gereği isimsiz bir iş — Basqal’daki kalıplar onları oyan herkesin adından uzun yaşadı — ve kumaşa bir adı geri koymak, Navohi’nin geleneğin yapmadığı tek şey.
Bazı sanatçıların burada tam bir koleksiyonu var. Bazılarının hiç yapılmamış tek bir konsept parçası. İkisi de sayfada, çünkü neyin önerildiğinin kaydı, neyin var olduğunun kaydının parçası.
Deseni okumak
Süsleme, kumaşın üstüne rastgele konmuş bir bezeme değildir. Her motif bilgi taşır ve zanaatın literatürü bütün bu düzeni, işaretlerini okuyabilen için bir hayat kitabı diye adlandırır. Bordür ile merkez ayrı kalıplar alır: kenarda nar çiçeği, hilal, asma ve güneş; alanda küçük çiçekler, sikkeler, ayva çiçeği, ceylan gözü, kedi pençesi ve yaprak. Bitki motifleri gül, nergis, karanfil, gelincik, zambak ve süsene kadar uzanır; hepsi düz ve kırık çizgilerin, zikzakların, baklavaların ve yıldızların karşısına yerleştirilir.
Renk de aynı biçimde okunur. Mavi, kırmızı ve oxra altını şifa renkleridir; nazarı çevirdiklerine inanılır. Ne örtüleceğini yaş ve konum belirler: yaşlı kadına koyu, sakin tonlar ve seyrek desen; genç kadına canlı renk — ki gelenek gereği cenazede bile siyah kelağayı örtmez. Yedi renkli iş — tek kumaşta kırmızı, mavi, sarı, yeşil, beyaz, pembe ve koyu kahve — zanaatın tavanı sayılır.





